
NOBEL’E UZANMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ!..
Bülent ÖZCAN - Londra
Orhan Pamuk’un Nobel’e aday gösterilmesi oldukça
heyecan yarattı. Yıllardır Nobel’e Yaşar Kemal
aday gösterilmiş ancak alamamıştı. Yaşar Kemal için, “En çok Nobel
alamayan Türk yazarı” diyenler bile vardı.
Belki bu kez Orhan Pamuk
ile şeytanın bacağı kırılacaktı, dönmeyen talih dönecekti. Ama öyle olmadı!
Olması gereken oldu! Ve yanlış hesap İsveç Akademisi'nden
döndü!.. Orhan Pamuk, Nobel Edebiyat Ödülü’nü alamadı!.. Orhan Pamuk’un
Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasına kesin gözüyle bakılıyordu. Ödülün ikiye
bölünüp Orhan Pamuk ile Yaşar Kemal’e verilmesinin de gündemde olduğu
söyleniyordu.

Orhan Pamuk
Baştan beri söylediğim şeyi ödül
açıklanana dek söyledim: “Nobel Edebiyat Ödülü’nü,
Orhan Pamuk’a vermezler! Çünkü, Nobel bir yazara bir yapıtından dolayı
verilmez; Nobel’e aday gösterilen yazarın bütün yapıtları göz önünde
bulundurularak, yapıtlarındaki tutarlılık, yetkinlik düzeyi değerlendirilir;
İnsanlık için yapmış olduğu katkılara bakılır. Nobel’i almak için medyatik
olmak önemli değildir; ama suya sabuna dokunmak önemlidir! Yazarın gerçek
anlamda bir sanatçı olması gerekir!”
Nobel Edebiyat Ödülü ile ilgili Muhsin Kızılkaya ise benim
söylediklerimle örtüşen, altı çizilmesi gereken bazı şeyler söylüyor: “Nobel
Edebiyat Ödülü genellikle muhalif yazarlara gider. Çünkü edebiyat bir vicdan
muhasebesidir. Bir topulumun bilinç altıdır edebiyat. Ahlakıdır, namusudur,
duruşudur, geçirdiği evrelerdir, yaptığı değişikliklerdir, tarihinin yeniden
yazılmasıdır; edebiyat toplumların kendisiyle hesaplaşmasıdır.
Nobel Edebiyat
Ödülü’nü evcil yazarlara vermezler. Statükoyu savunanlara, rejimin
bekçiliğini yapanlara, dalkavuklara, evet efendimcilere, el pençe divan
duranlara, devletin her yaptığını onaylayanlara, tarihiyle yüzleşmekten
korkanlara vermezler. Nobel, asi yazarların harcıdır; bugün kitaplıklarını
birer Nobel Edebiyat Ödülü ile süslemiş olan bütün büyük yazarlar, siyasal
rejimlerle, ideolojilerle, diktatörlerle, statükoyla, devletleriyle başı
derde girmiş olan yazarlardır.
Nobel, bir
ülkenin vicdanına verilir. Nobel bir hediye değildir; hele bir topluma
duyulan öfkenin aracı hiç değildir.”
Şair ve edebiyat eleştirmeni
Eva Ström de, Nobel Edebiyat Ödülü’nün, bir yaşam ödülü olması
gerektiğini ve bu yüzden, hiçbir zaman sezonun kitabına verilemeyeceğini
söylerken, Nobel Edebiyat Ödülü’nün önemine ve bu ödülü hak edecek yazarın
sahip olması gereken bazı evrensel değerlere dikkat çekiyordu kuşkusuz.
Nedim Gürsel’e
soruyorlar: “Orhan Pamuk’u hangi noktada görüyorsunuz?” Gürsel’in yanıtı
şöyle: “En uç medyatik noktada. Ne zaman bir kitabı çıksa, her türlü
çareye başvuruyor. Bir soyunarak fotoğraf çektirmediği kalıyor. Ama onu da
yapabilir bir gün.”
Orhan Pamuk, Nobel’e giden yolda doğru
bildiği ve doğruluğundan yüzde yüz emin olduğu ya da emin olduğunu sandığı
bir dizi yanlış şeyler yaptı! Öncelikle, Nobel’in tarihini iyi kavrayamadı.
Daha önce Nobel Edebiyat Ödülü’nü almış olan değerleri gereği gibi
özümseyemedi; Bu ödülü nasıl aldıklarını anlayamadı?
Reklama zaman ayırmaktan bunlar üzerine düşünecek, kafa yoracak zamanı
olmadı! Zamansızlıktan burnunun ucunu bile göremedi. Enerjisini gereksiz
yerlerde, gereksiz işlerde kullandı. Biraz politik davranmakla, sesinin
tonunu biraz yükseltmekle, “Ermeni Soykırımı” ve
“Kürtler”den söz etmekle ve bu iki anahtar sözcüğün açmış olduğu
kapıdan, pencereden girerek kendisiyle bağlantı kuran bazı
üst düzey AB parlamenterleri aracılığıyla, öteden beri yapmış olduğu lobi
faaliyetlerini daha da güçlendirerek ve de Nobel’e giden bu yolu bir kaç
ödülle süsleyerek, Nobel’e ulaşabileceğini sandı. Önceden programlanmış bir
saat gibi çalıştı, çok ince Nobel hesapları yaptı. Ermenileri ve Kürtleri
kullanmaya kalktı! Sayın Pamuk, neden daha önce, “Ermeni Soykırımı” ve
“Kürtler”den söz etmedi?.. “Ermeniler”, “Kürtler” ve “Kürt Sorunu”, Orhan
Pamuk Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday olduktan sonra mı ortaya çıktı? Orhan
Pamuk daha önce neredeydi!..
Özetle; Orhan Pamuk, ne olduğu gibi ne
de göründüğü gibi oldu. İçinde olmayan şeyi dışarıda aradı!.. Yaptığı
hesaplarda yanıldı, yanlış hesapların kurbanı oldu!.. Yaşanan tam bir hayal
kırıklığı!..
Fazıl Hüsnü Dağlarca
Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal yerine,
2006 Nobel Edebiyat Ödülü için Fazıl Hüsnü Dağlarca ve
Ataol Behramoğlu’nu önermeye ne dersiniz?.. Nobel Barış
Ödülü için ise, neden İsmail Beşikçi önerilmesin!...
www.bulentozcan.com
